Çocuklar dünyayı tanımaya başladıkları andan itibaren aslında küçük birer araştırmacıdır. Bir oyuncağın neden düştüğünü, gökyüzünün neden mavi olduğunu, yağmurun nereden geldiğini ya da kalbin neden attığını merak ederler.Bazen arka arkaya gelen “Neden?” soruları yetişkinleri biraz yorabilir. Ama tam da o sorular, çocuğun bilimsel düşünmeye attığı ilk adımlardır.Bilim merakını geliştirmek için evde laboratuvar kurmaya ya da karmaşık deney malzemeleri almaya gerek yok. Günlük hayatın içindeki küçük olayları birlikte fark etmek, çocuğun tahmin yürütmesine izin vermek ve keşfetme fırsatı sunmak çoğu zaman yeterlidir. Peki bunu günlük hayatın bir parçası haline nasıl getirebiliriz?

1. Her sorunun cevabını hemen vermeyin

Bir çocuk “Bu neden böyle oldu?” diye sorduğunda çoğumuzun ilk refleksi doğru cevabı açıklamak oluyor.Oysa bazen cevabı hemen vermemek çok daha faydalı olabilir.Örneğin çocuk banyoda bazı oyuncakların suyun üzerinde kaldığını, bazılarının ise battığını fark etti.

“Bu hafif olduğu için yüzüyor.” demeden önce:

“Sence neden biri battı da diğeri batmadı?”

diye sorabilirsiniz.

Çocuğun cevabı bilimsel olarak tamamen yanlış bile olabilir. Burada önemli olan doğru cevabı bilmesi değil; gözlem yapması, tahminde bulunması ve düşünmeye başlamasıdır.Bilim merakı biraz da “cevabı bilmiyorum ama bulabiliriz” düşüncesiyle gelişir.

2. Mutfağı küçük bir deney alanına çevirin

Evde bilim etkinliği yapmak denildiğinde akla özel deney setleri gelebiliyor. Aslında mutfakta bulunan birçok malzemeyle oldukça eğlenceli gözlemler yapılabilir.Bir bardak suya şeker koyup karıştırabilirsiniz.Sonra aynı şeyi soğuk ve sıcak suyla deneyip şekerin hangisinde daha hızlı çözüldüğünü gözlemleyebilirsiniz.

Ya da karbonat ve sirkenin bir araya geldiğinde ne olduğunu birlikte inceleyebilirsiniz.Burada önemli olan sadece ortaya çıkan köpüğü izlemek değil.

Öncesinde:

“Sence ikisini karıştırırsak ne olacak?”

diye sormak, etkinliği küçük bir bilim deneyine dönüştürür.Çocuk önce tahmin eder, sonra gözlemler ve sonunda tahminiyle sonucu karşılaştırır.Aslında bilimsel düşünmenin temelinde de tam olarak bu vardır.

3. Doğayı sadece gezmek için değil, incelemek için kullanın

Parkta yürümek bile küçük bir keşif oyununa dönüşebilir. Ağaç yapraklarının hepsi aynı mı?Bazı yapraklar neden sararmış? Karıncalar nereye gidiyor? Güneşli yerdeki toprakla gölgedeki toprağın sıcaklığı aynı mı? Birlikte yaprak toplayabilir, farklı taşları inceleyebilir veya gördüğünüz böcekleri karşılaştırabilirsiniz. Hatta küçük bir “doğa defteri” hazırlayıp çocuğun gördüklerini çizmesini veya yazmasını isteyebilirsiniz. Buradaki amaç çocuğa sürekli bilgi vermek değil. Çevresine daha dikkatli bakmasını sağlamak. Çünkü bilim çoğu zaman çok basit bir şeyle başlar:

Bir ayrıntıyı fark etmekle.

4. İnsan vücudunu birlikte keşfedin

Çocukların en fazla merak ettiği konulardan biri de kendi vücutlarıdır.

Kalbimiz neden hızlı atar?

Yemek yedikten sonra nereye gider?

Neden nefes alıyoruz?

Kemiklerimiz olmasa ne olurdu?

Bu sorular günlük hayatın içinde çok doğal şekilde ortaya çıkabilir.

Örneğin birkaç dakika birlikte zıpladıktan sonra çocuğun elini göğsüne koymasını isteyebilirsiniz.

“Kalbin şimdi nasıl atıyor?”

Biraz dinlendikten sonra tekrar kontrol edin.

Böylece kalp atışındaki değişimi kendi vücudu üzerinde fark etmiş olur.

İnsan anatomisini daha ayrıntılı keşfetmek isteyen çocuklar için yaşına uygun kitaplar, modeller ve bilim setleri de kullanılabilir. Örneğin Clementoni Bilim ve Oyun – Çılgın Anatomi gibi insan vücudunu oyun ve aktivitelerle anlatan setler, özellikle bu konulara zaten merak duyan çocukların keşif sürecini daha eğlenceli hale getirebilir.

Burada oyuncak, bilginin kendisi olmaktan çok yeni sorular sorduran bir araç haline gelir.

5. “Ne olurdu eğer?” oyununu deneyin

Bilim merakını geliştirmek için her zaman gerçek bir deney yapmanız gerekmez.

Bazen yalnızca hayal etmek bile yeterlidir.

Örneğin:

“Yer çekimi bir günlüğüne ortadan kalksaydı ne olurdu?”

“Dünyada hiç gece olmasaydı ne değişirdi?”

“İnsanların kemikleri olmasaydı yürüyebilir miydik?”

“Bitkiler güneş görmeden yaşayabilir mi?”

Bu soruların hemen tek bir doğru cevabı olmak zorunda değil.

Çocuğun istediği kadar uçuk fikir üretmesine izin verin.

Daha sonra birlikte hangilerinin gerçekten mümkün olabileceğini konuşabilirsiniz.

Bu tür sohbetler hem hayal gücünü hem de sebep-sonuç ilişkisi kurma becerisini destekler.

Üstelik çoğu zaman oldukça komik cevaplar çıkar. İşin eğlenceli kısmı da zaten burada. :)

6. Bilim oyuncaklarını “ders aracı” gibi kullanmayın

Bilim setleri, deney oyuncakları veya eğitici oyunlar çocukların yeni konularla tanışmasını kolaylaştırabilir. Ancak burada küçük bir ayrıntı önemli. Oyuncağı çocuğun önüne koyup:

“Bak, bununla bir şeyler öğrenebilirsin.”

demek yerine:

“Bakalım bunun içinden ne çıkacak?”

demek çok daha doğal bir başlangıçtır.

Çünkü çocuk için öncelik hâlâ oyundur. Bilim setleri de ancak merak duygusunu desteklediğinde gerçekten eğlenceli hale gelir. STEM setleri, anatomik modeller, mıknatıslı deneyler, yapı oyuncakları, puzzle'lar ve problem çözmeye dayalı zeka oyunları bu açıdan farklı seçenekler sunabilir. Çocuğun ilgisini hangi konunun çektiğini gözlemlemek seçim yaparken yaşından bile daha önemli olabilir. Uzaya meraklı bir çocukla insan vücuduna meraklı bir çocuğun aynı oyuncağa aynı ilgiyi göstermesi beklenmemeli.

7. Bazen deneyin başarısız olmasına izin verin

Belki de en önemli noktalardan biri bu.

Bir deney beklediğiniz gibi sonuçlanmadığında hemen müdahale edip düzeltmeye çalışmayın.

Çünkü çocuk:

“Olmadı.”

dediğinde aslında yeni bir soru ortaya çıkmıştır.

“Neden olmadı?”

Bir kule devrildiyse yeniden yapılabilir.

Bir deney beklenen sonucu vermediyse malzemeler tekrar kontrol edilebilir.

Bir tahmin yanlış çıktıysa başka bir tahmin yapılabilir.

Bilim zaten her şeyin ilk denemede doğru çıkması üzerine kurulmuş değildir.

Tam tersine denemek, hata yapmak, sonucu gözlemlemek ve tekrar denemek işin önemli bir parçasıdır.

Çocukların bunu küçük yaşlarda oyun yoluyla deneyimlemesi, problem karşısında hemen vazgeçmek yerine başka yollar aramayı öğrenmesine de yardımcı olabilir.

Bilim merakı için en önemli şey pahalı malzemeler değil

Çocuklarda bilim merakını geliştirmek için özel bir ders programına ihtiyaç yok. Bir bardak su, birkaç yaprak, bir mıknatıs, mutfaktaki malzemeler ya da çocuğun kendi vücudu bile keşfedilecek onlarca konu sunabilir. Asıl önemli olan çocuğun soru sormasına alan açmak. Her “neden?” sorusuna hazır cevap vermek yerine bazen birlikte araştırmak, bazen tahmin yürütmek, bazen de cevabı gerçekten bilmediğimizi söylemek çok daha değerli olabilir. Çünkü merak eden çocuk öğrenmeye zaten hazırdır. Bizim yapmamız gereken ise o merakı mümkün olduğunca uzun süre canlı tutmak. Bugün “Bu neden böyle?” diye soran bir çocuk, yarın kendi cevabını bulmaya çalışan bir yetişkine dönüşebilir. Ve belki de bilimle kurulan bağ tam olarak böyle başlar:
Küçük bir soru, biraz oyun ve bolca merakla.